Üye Girişi
ATB BİLGİ PANELİ
Mobil Linkler
ETKİNLİK TAKVİMİ
BORSAVİZYON
Borsavizyon Dergisi
ANKET
Memnuniyet Anketi
Üye Memnuniyet Anketi
SERTİFİKALAR
LİNKLER
ATB Eylül ayı Meclis Toplantısı Prof. Dr. Halil Sarıaslan`ın katılımıyla gerçekleştirildi

30.09.2021 / Ankara

Ankara Ticaret Borsası (ATB) Eylül ayı Meclis Toplantısı, ATB Meclis Başkan Yardımcısı Musa Şansever başkanlığında, Prof. Dr. Halil Sarıaslan’ın katılımıyla gerçekleştirildi. Prof. Dr. Sarıaslan Ekonomideki güncel gelişmelerle ilgili ATB Meclis ve Komite Üyelerine sunum yaparak sorularını yanıtladı.

Prof. Dr. Sarıaslan yaptığı sunumda, Türkiye’nin geçmekte olduğu ekonomik süreci açıklayarak, bu sürecin olası sonuçlarını ve çözüm önerilerini anlattı.

Prof. Dr. Sarıaslan, yaptığı sunumda şu ifadelere yer verdi:

Pandemiden önce buraya gelip sunum yaptığımda ana gündem maddemiz; enflasyon, kur, faiz problemimizden bahsetmişiz. Bugün yine aynı problemlerden sıkıntı yaşıyoruz. Belki bugün sırası biraz değişti. Önceki sunumda yüksek kur en büyük problemken bugün yüksek enflasyon daha büyük bir problem olarak görülüyor. Ancak bu üç kavram birbiriyle iç içe geçmiş durumdadır.

Önce tüm ekonominin genel resmi olan ekonomik büyüme rakamlarına değinelim. 2017’de 7,5 civarı bir büyüme yakalamışken, 2018 de şartlar değişmiş ve 2,8 olmuş. Önemli ölçüde düşüş göze çarpıyor. 2019’da ise daha da düşmüş. 1 civarında rakam karşımıza çıkıyor. Ancak bu aslında 0’a yakındır. 2020’ye geldiğimizde ise durum bir miktar daha kötüleşiyor. Tabi bunda kovid-19’un başlaması da etkilidir. Ancak bu durumu yalnızca kovid-19’a bağlamak doğru olmaz. 2018 ve 2019 da gidişatla ilgili sinyaller zaten var.

2021 ilk çeyrekte ekonomi bir önceki senenin ilk çeyreğine göre 7,2 büyümüş. İkinci çeyrek de yine aynı şekilde bir önceki yılın ilk çeyreğine göre ancak bu sefer muazzam bir büyüme karşımıza çıkıyor 21,7 büyüme olmuş. Bu rakamın bu kadar tartışılmasının nedeni; büyüme rakamlarının bir önceki senenin aynı dönemle kıyaslanması ve o dönemin pandeminin en kötü vurduğu döneme denk gelmesidir. Sonuç olarak bu büyüme rakamı doğrudur.

Milli gelire baktığımız zaman; 2012 yılına baktığımız zaman, hepimizin övündüğü çok başarılı bir dönem 12,500 usd. O yıldan sonra giderek düşüyor ve en son 2020 yılına geldiğimiz zaman yaklaşık 8,500 usd civarına düşüyor. Fakat burada çok fazla kötümser olmamak lazım. Çünkü dolardaki değer artışı bu rakamı bir miktar dengeliyor. Ancak sonuç olarak söylemek gerekirse bir bocalama söz konusu.

İşsizlik konusuna geldiğimizde; TÜİK rakamlarına göre, 2020 yılına kadar giderek artan bir işsizlik söz konusuyken 2020 yılında 14,4’den 2021’de bir anda 12’ye düşüyor. Bu hesaplamada yöntem ve rakamlar tartışılıyor. Ekonomistler çok itibar etmiyor bu rakamlara.

İthalat ve ihracat kalemine baktığımızda; ihracatımız her şeye rağmen artmış. Burada iş adamlarımızı taktir etmek gerekir. İş adamlarımız canla başla çalışıp, risk alıp ihracat için çabalıyorlar. İhracatın ithalatı karşılama oranı, Türk ekonomisinin genel karakteri %75 civarındadır. Bu rakam dövizin birden fırladığı yıllarda 2018-2019 gibi yıllarda bir anda artabiliyor. Ancak genel olarak %75 olduğu söylenebilir.

Borçlanma yapısına baktığımız zaman; önemli olan dış borçtur. Dış borçta da önemli olan faiz oranıdır. Bu noktada CDS endeksi devreye giriyor. Borçlanma faiz oranımız %5-%6 arasında değişiyor. Bu çok yüksek bir oran. Amerika bugün %1,28 ile Almanya yaklaşık 0 ile borçlanıyor. Bizim risk primimiz 425 baz puan olduğu için, biz bu faizleri ödemek zorunda kalıyoruz. Bu rakam bizim faize çalıştığımızı gösterir.

Bunun nedenlerine bakacak olursak; ülke içindeki ekonomik dengeler, siyasi riskler, hukukun üstünlüğü, demokrasinin üstünlüğü ve güçler ayrılığı demek mümkün. Bu unsurları bir araya getirebilirsek risk primimiz kendiliğinden düşecektir.

Tabi bunların sonucunda bir de ülkelerin kredi notları var. Bizim kredi notumuz da ne yazık ki çok parlak değil. S&P notumuzu B+ olarak ölçmüş. Fitch BB- olarak ölçmüş. Bizim notumuzun yatırım yapılabilir ancak dikkatli olmak lazım gibi bir açıklaması var. Bu notlar sadece ülkelere verilmez. Bankalar tarafından büyük şirketlere de verilebilir.

Enflasyona gelecek olursak; 2021 ocak ayında 14,97 olan enflasyon, ağustosta 19,25’e kadar çıktığını görüyoruz. Bu çok büyük bir sıçrama. Bu bahsettiğimiz tüketici enflasyonuydu. Bir de üretici enflasyonu var. 45,52 olarak karşımıza çıkıyor. Şimdi bu bize şunu gösteriyor; önümüzdeki dönemde zamlar artarak devam edecek. Hali hazırda üretici enflasyonu, tüketiciye yansıtmamış anlamı taşıyor.

Merkez Bankası artık bu iki enflasyonla da ilgilenmiyor. Merkez Bankamız artık çekirdek enflasyon dediğimiz bir rakama göre hareket edeceğini söyledi. Nedir çekirdek enflasyon? Gıda gibi önemli olan kalemler dışında kalan enflasyon rakamıdır. Tabi faiz kararını desteklemek amacıyla yapıldı bu değişiklik.

Sonuç olarak; döviz kuru bir problem. Benim tavsiyem dövizle borçlanmayın. Öte yandan faiz ekonominin düşmanıdır. Faiz olduğu yerde ekonomi büyümez. Ancak faizi indirmenin yolu enflasyonla mücadeleden geçer. Bu denge içinde kemer sıkmamız gerekir.

Sunumun ardından, Prof. Dr. Sarıaslan Üyelerden gelen soruları yanıtladı.

Abdülhüda Kılıç ve İsmet Alkan’a teşekkür plaketi:

2018-2021 yılları arasında Meclis Başkan Vekilliği görevini üstlenen Abdülhüda Kılıç ve Meclis Üyesi İsmet Alkan’a yaptıkları başarılı çalışmalar ve ATB Meclisine yaptıkları katkılardan dolayı teşekkür plaketi verildi. Kılıç ve Alkan kendi istekleriyle ATB Meclis Üyeliği görevini bıraktılar.



RESİMLER

Yayın Tarihi : 01.10.2021 / Okunma Sayısı : 32
İLETİŞİM
Macun Mahallesi 171. Cadde No:4 Yenimahalle / ANKARA
T : +90 312 327 00 00 (pbx)      F : +90 312 324 08 57      E-Mail : info@ankaratb.org.tr